Az çoktur: üç malzemeyle bir ev
Bir mekânı zenginleştiren, eklediğiniz değil çıkardığınız şeylerdir. Şile Orman Evi'nin iç mekânını yalnız üç malzemeyle neden kurduğumuzu anlatıyoruz.

Şile Orman Evi'nin işvereniyle ilk toplantımızda bir liste getirmişlerdi: mermer tezgâh, ceviz kaplama, pirinç armatürler, desenli karo. Hepsi güzel malzemelerdi. Toplantının sonunda listenin yerinde üç kelime kalmıştı: badana, meşe, beton.
Neden az
Her yeni malzeme, bir öncekiyle buluştuğu bir birleşim yeri demek. Birleşim yerleri hem göze hem de bütçeye en çok yük getiren yerler: kaplamanın bittiği, sıvanın başladığı, bir rengin ötekine geçtiği çizgiler. Malzeme sayısını azalttığınızda bu çizgiler de azalıyor ve mekân sakinleşiyor.
Üç malzeme, üç görev
Beyaz kireç badana duvarlarda ve tavanda. Işığı yansıtıyor, nefes alıyor ve yıllar sonra bir kat badanayla yenileniyor.
Yağlı meşe zeminde, merdivende, mutfakta ve mobilyalarda. Elin değdiği her yer meşe. Vernik yerine yağ kullandık: çizildiğinde zımparalanıp yeniden yağlanabiliyor.
Brüt beton tabanda, şömine önünde ve banyolarda. Suyla ve ateşle temas eden her yer.
Mobilya mekânın parçasıdır
Salondaki uzun oturma bankı, pencere denizliğinin devamı. Mutfak tezgâhı, merdivenin basamaklarıyla aynı meşeden. Mobilyaların çoğunu ayrı bir eşya olarak değil, yapının parçası olarak tasarladık. Böylece eve yerleşilirken satın alınacak şey azaldı.
Sade, ama soğuk değil
Az malzemeyle çalışmanın riski, mekânın steril görünmesi. Bunu dokuyla dengeliyoruz: badananın düzensiz yüzeyi, meşenin damarı, betonun kalıp izleri. Bir de ışıkla: aynı beyaz duvar sabah mavimsi, akşamüstü bal rengi görünüyor.
İşverenimiz bir yıl sonra bize yazdığında listedeki malzemelerin hiçbirini aramadıklarını söyledi. Bizim için en iyi geri bildirim buydu.


